UYANIN EY DEMİRYOLCULAR!!!

Uyanın demiryolcular, uyanın ki, birgün yatağınızdan kalktığınızda gidecek bir işyeriniz olmaması için yaratılan ortama sesinizin son çıktığı noktaya kadar bağırın! Bağırın ki, iş işten geçmeden seslerinizin yarattığı çığlık, ülkeye ve geleceğinize ihanet edenleri sarssın!

Demiryollarının 2010 yılı norm kadro listeleri yayınlandı. Ve göz göre gelen yıkımın resmi, en resmi dilden gösterildi.

Önce 1601 değişiklikleri, peşinden hukuksuz ve esnek çalışmayı dayatan yönerge uygulaması çıktı. Kimse ne olduğunu anlamak istemedi. Peşinden hukuksuzluk rekorları kırılarak, 480 nolu tamim çıkartıldı. Konunun ilke temelde muhatabı görünen Tesisler personeli ne olduğunu anlamadı. Sendika ne olduğunu anlamadı, sesini çıkartmadı. Diğer müdürlüklerin personeli ise, “banane” dedi. Ve en sonunda 2010 yılı norm kadro planı ile birçok şey geri dönüşü olmayacak şekilde alt üst edildi. Ve bu sefer yıkım sanıldığından büyük oldu ve tüm personel gruplarına dokundu.

Demiryolu yetkilileri buyurdu. Daha doğrusu buyurulanı yaptıklarını ilan ettiler. Mesaj yine her zamanki yere yani Amerikalı abilere verildi! Peki neydi buyurulan?

Bağımsız bir ülkede yaşadığımız yönündeki Anayasal açılıma inat;

-Amerikan danışmanlık firması Booz Allen and Hamilton firmasının “TCDD’nin yeniden yapılandırılması” başlıklı 1996 raporu,

-Dünya Bankası destekli Kanada patentli CANAC firmasının 2005 yılı raporu,

-R&H Railway Colsultants Firmasının 2009 yılı raporları doğrultusunda hazırlandığı ilan edildi “NORM KADRONUN”!

Bütün bu firmaların saç ayağı, karar vericisi ve dolaylı finansörü ise IMF ve Dünya Bankası! Yani dünya halklarının kanını emen iki asalak emperyalist merkez örgütleri!

15 senedir bas bas bağırıldı bu ülkede, “demiryolları bitiriliyor” diye! Ve demiryolu yönetiminin 21.06.2010 tarihli yazısında, sessizliğe inat bir şekilde ve “rahat rahat”, dışa bağımlı olarak nasıl demiryollarının bitirildiği, çalışanların geleceğinin nasıl yok edildiği ilan edildi.

Bu emrin başı; “insan kaynaklarının etkili ve verimli kullanılması, dengeli dağılımın temin edilmesi, sunulan hizmetlerde kalitenin artırılması, iş yükünün gerektiği ünvanda, nitelikte ve sayıda personel İSTİHDAMININ sağlanması…” şeklinde başlıyor! İSTİHDAM, alın size istihdam!

TESİSLER ŞEF YARDIMCISI, TESİSLER ÇAVUŞU, TEKNİSYEN ÜNVANLARI KALDIRILDI!!!

Bunlar ile temelde bariz olarak gördüğümüz değişiklikler(yapılan inceleme devam etmekte olup, tespit edilen diğer konular da ileride sitemizde yayınlanacaktır)! Diğer ünvanlarda kadrolar alabildiğince kısılarak, iş yükü artırıldı. Zaten farklı meslekleri ilgilendiren işyerinin birleştirmesi(480 nolu tamimle) ile ilk darbe de vurulmuştu. Ünvanda yükselmenin önü tamamen kaldırıldı. Birçok personel boşa çıkartılarak, gelecekleri tehlikeye atıldı. Sürgünlerin, keyfiyetin, saldırıların önü açıldı.

Aslında böyle olacağı belliydi. Nerden belliydi? Çünkü, siz ne kadar eksik personelle işi yürütürseniz, işveren bir o kadar tepenize çıkıyordu. Siz ne kadar esnek çalışırsanız, işveren en az bir o kadar bunu kural haline getiriyordu. İşte son yıllarda, bu durum artık işvereni sırtımızdan inmez hale getirdi ve bir o kadar da rahat kıldı. Düşünün ki, son yapılan saldırıda, en büyük darbeyi iş güvenliğinde “hatayı affetmeyen” “teknik personel” grubu yedi. Yani saldırıda cüretin ne kadar üst boyutlara vardığının göstergesidir bu! Bir de bunun üstüne, Amerikan firmalarının güdümünde nasıl demiryollarının bitirildiğinin ilan edilmesi gerçeğini ekleyin!

Demiryolu yönetimi o kadar cüretkar davranmaktadır ki, Tesisler birimine bağlı teknik işyerleri ile ilgili olarak Enerji Bakanlığının “ehliyet olmadan çalışamazsınız” yazısına inat, bu işyerlerinde, mühendis ve tekniker kadrosu ayırmamış, teknisyen kadrolarını da iptal etmiştir.

Bu saldırının, Ağustos ayında yapılacak mevzuat değişiklikleri ile taçlandırılacağı da, işbu resmi yazı dahilinde ilan edilmiş durumda!

BİRİLERİ GELECEĞİNİZİ YOK EDERKEN, DALGA GEÇMEKTEN DE GERİ DURMUYOR!

Kimse, kendini uygulamanın dışında sanmasın! Herkes bu uygulamanın içinde, herkes bu saldırıya muhatap! Yapılan yok etme faaliyetinin adı da; “istihdam”! Bu da, personelle ve halkla nasıl dalga geçildiğinin en somut göstergesi!

Herkes aklını başına almalıdır! Bu ülke, bu kurum, Amerikan firmalarının sözüyle hareket eden siyaseten atama gelmiş bürokratların eline bırakılmayacak kadar değerlidir. Birileri, sabah yataktan kalktığınızda gideceğiniz bir işiniz olmaması, eve götürecek ekmeğiniz olmaması için elinden gelen çabayı harcamaktadır. Son yıllarda demiryollarında personel tarafından, sık sık dile getirildiği üzere, “emekli olur giderim” diyerek, hiçbir şeyden kaçamazsınız! Çünkü emekliliğiniz sadece kurumdan olacak! Ne geleceğinizden, ne çocuklarınızın geleceğinden, ne de bu ülkeden emekli olmayacaksınız!

Site olarak, gelişmeleri duyurmayı kendimize bir görev saymakla birlikte, hiçbir siyasi amaç ve taraf gütmeksizin sizlere Atatürk’ün Bursa söylevini hatırlatmak istiyoruz:

“Türk genci, devrimlerin ve rejimin sahibi ve bekçisidir. Bunların gerekliliğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır.

Bunları güçsüz düşürecek en küçük veya en büyük bir kıpırtı duydu mu, bu memleketin polisi vardır, adliyesi vardır demeyecektir. Hemen müdahale edecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla, nesi varsa onunla. Yine düşünecek, demek adliyeyi de düzeltmek gerekir, diyecektir. Onu hapse atacaklar. Yasal yoldan itirazlarını yapmakla birlikte; Bana, İsmet Paşa’ya, meclise telgraflar yağdırıp, haklı ve suçsuz olduğu için serbest bırakılmasını, korunmasını istemeyecek, Diyecek ki: Ben kanaatimin gereğini yaptım. Müdahale ve eylemimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, Bu haksızlığı oluşturan nedenleri düzeltmek de benim görevimdir.

İşte,benim anladığım Türk Genci ve Türk Gençliği…”

Popularity: 7%