Demiryolu kazalarında, suçluyu demiryolu yönetimi ararsa, sonuç ne olur?
Demiryolları ne kadar güvenli bir ulaşım sistemi olsa da, yer yer kazalarla anılabilmektedir. Bu kazalar, Türkiye demiryolları gibi köklü bir kuruluş açısından, genelde; işletmecilik hataları, güvenliği yok eden uygulamalar ile yanlı ve yanlış personel politikaları yüzünden olmaktadır. Biz böyle söylüyoruz ama demiryollarının yönetimine gelen bürokratlar, bu ifadeyi kolay kolay kullanacak gibi görünmüyor.
Demiryollarını yöneten atama bürokratların, yaşanan kazalar karşısında, “personeli idam etme” uygulamaları artık rutin hale gelmiş durumda. Ancak, işin pek de göze görünmeyen tuhaf bir hukuku var!
Demiryollarında kaza olduğunda, kazaları araştıran, sorumlu arayan hep TCDD yönetimi oluyor. Ancak, adli makamlara yansıyan kazalarda, “işletmecilik kusuru” diye adlandırılan ve en az 1/8 oranında taktir edilen bir kusur söz konusu! Bu kusurun muhatabı da doğal olarak işletmecilik konusunda her türlü yetkiye sahip olan TCDD yönetimi! İşte bu durumda bu tuhaf hukukla karşılaşıyoruz. Daha doğru bir söylemle, “hukuk dışı” bir durumla karşılaşıyoruz.
TCDD yönetimi, kendi aldığı kararların da muhtemel “işletmecilik kusurlusu” kabul edilecek olması rağmen, kendi kendini, kendisi
soruşturuyor. Daha doğrusu, TCDD yönetimi, olası “işletmecilik kusuruna” rağmen, olayda diğer sorumluluğu olabilecek olan personeli soruşturuyor ve haklarında hüküm veriyor. Hem de öyle böyle değil, “işten atabilecek kadar ciddi bir hüküm” veriyor. Bu durumda, ülkemiz hukuku açısından şu sorular ortaya çıkıyor:
-“İşletmecilik kusuru” adı altında kusurlu bulunanlar, aynı olayda hem savcı, hem hakim, hem de sanık olabilir mi?
-Böyle bir durumda, objektif olmaktan, tarafsız olmaktan söz edilebilir mi?
-Hukuk açısından, TCDD yönetiminin kazalarla ilgili yaptığı/yapacağı araştırma ve tahkikatların hukuki geçerliliği var mıdır?
Bu konu, bahsettiğimiz boyutuyla ne kadar adli makamlara yansıdı bilmiyoruz ama TCDD yönetimlerinin yaptırdığı bu garip tahkikatlarda, ortaya hep aynı sonuç çıkıyor: “personel suçlu”!!! Hukuku şaşmış olan bu uygulamalarda, “işletme olarak biz hatalıyız, yönetim olarak yanlış karar aldık, kazada payımız var, uyguladığımız politikalar yanlış” diye bir sonuç raporu çıkarsa şaşırtıcı olurdu zaten…
Duruma somut olaylardan bakalım:
-Pamukova tren faciası ile ilgili olarak, bilirkişi, işletmecilik kusuru olarak 4/8 oranına taktir etmişti. İşletmecilik kusurundan, bir türlü muhatapları yargılanmasa da, ortada bir kusur taktiri vardı ve bu taktirin muhatabı da TCDD yönetimi idi. Peki, TCDD yöneticileri ne yaptı? Hukuken işletmecilik temsilcisi olarak 4/8 oranında sanık durumunda olmalarına rağmen, 3/8 ve 1/8 oranında kusur biçilen makinistleri işten attılar.
-Tavşancıl kazasında, bilirkişi 2/8 oranında kusurlu olarak kurum yönetimini gösterdi. Kusurlu gözüken idare, açtığı tahkikatla ölen makinist ile beraber 2 makinisti de işten attı.
-Basına yansıyan, ölümlü ve yaralanmalı ne kadar kaza var ise, hemen hemen hepsinde TCDD yönetimi, kendince kusur bulduğu personeli işten attı.
İşte adli takibatlarda kusurlular arasında sayılan demiryolu yönetimi, demiryolu kazalarında sorumluyu ararsa, çıkan sonuç bu olmaktadır.
Aslında bu durum, sanığın sanığı yargılaması gibi birşeydir. Hatta, elinde kamu gücü olan sanığın(yönetimin), elinde hiçbir gücü olmayan diğer sanığı(personeli) mahkum etmesidir. Ve bu duruma ülkemiz hukuku açısından onay vermek mümkün görünmemektedir.
Demiryolu kazalarında bu realite hiç dikkate getirildi mi, bu konuda açılmış dava var mı bilmiyoruz ama umarız bundan sonra olur. Çünkü, uygulamalar; ülkenin hukuki normlarının değil, demiryolu yönetimlerinin kendi kendilerine göre uydurdukları hukukun “Demoklesin kılıcı” gibi personelin üzerinde sallandığını gösteriyor…
Popularity: 7%

