Bu bir hikaye değil, gerçeğin ta kendisi: “Demiryolları kapatılıyor!!!”
Önce İzmir bölgesi, sonra Adana, Sivas ve Malatya merkezli bölgelerde taşımacılık bitirildi. Ve sıra artık yüzümüze çarpa çarpa İstanbul merkezli bölgeye geldi…
2002 yılından bu yana kaç yolcu treni seferden kaldırıldı dersiniz? Biz sayamadık ama bilinen gerçek bu sayının yüze yaklaştığı yönünde…!
Defalarca söylendi; Türkiye demiryolları tasfiye ediliyor diye. Kimse inanmak istemedi, kimse görmek istemedi. Yaşanan gelişmeler hep münferit algılandı. Yapılanların bütünün bir parçası olduğu görülmedi, görülmek istenmedi yada farklı gösterildi.
Yaklaşık olarak 4 yıl önce İzmir banliyösü durdurulduğunda, bu iş burayla sınırlı kalır sanılmıştı.
Sonra gözler, İstanbul banliyösüne dikildi ve ardından da Ankara banliyösüne! Yıllar önce, Anadolu Eskpresinin kaldırılması denemesi yapıldığında, kimse bunun birgün komple kaldırmaya gideceğini hesaplamamıştı.. Kimin aklına gelirdi ki, türünün ve güzergahının tek yolcu treni olan Pamukkale ve Toros Ekspreslerinin “yalan” gerekçelerle ilelebet kaldırılacağı? Yada İskenderun-Adana arasındaki tek yolcu taşımacılığının sona erdirileceği? Zamanında fark edilseydi, demiryollarının yok edildiği, bugün İzmir bölgesinde banliyö trenleri ile birçok bölgesel yolcu treni çalışıyor olurdu yada Adana’da yada Sivas’ta yada Malatya’da…. Pamukkale, Toros Ekspresleri de tarihe karışmazdı.
Yalanlarla yok edilen demiryolu geleceği
Yatırım yalanları, hızlı tren boyası altında halka sürekli yalan söyleniyor. Demiryollarının geliştirildiği falan yok! Demiryollarına bir tek çivi çakılmadığı gibi, arazileri, garları bir bir satılıyor, mevcut hatlar da işletmeciliğe kapatılıyor. Ayrıldığı söylenen bütçe nereye gidiyor derseniz, süse gidiyor! Kullanılmayacak yada işlevsiz uydurma sistemlere gidiyor.
Tren işletmeciliğinde önemli bir merkez olan ve herşeye rağmen yolcusu artan İstanbul’da, hizmete konulan 1 tane yeni vagon yok, tersine trenlerin yolcu vagon sayıları azalıyor. Bunun en bariz örneği de, günde karşılıklı 24 tane işleyen Adapazarı Ekspresi(İstanbul-Kocaeli-Sakarya arası çalışıyor) isimli bölgesel trenlerde görülüyor.
Mevcutta olup da kaldırılmayan trenler ise, “hızlı tren” isimli işletmeciliğin yol çalışmaları için sürekli olarak durduruluyor, aksatılıyor, geciktiriliyor.
Halka, “hızlı tren” diye satılan macera, halkın tren seyahati yapması için planlanmıyor. Defalarca söylendi, bu proje “prestij projesi”! Ankara-İstanbul arasında hizmete geçse bile, bu trenin dışında başka tren çalıştırılması düşünülmüyor. Şehirlerarası trenler, bölgesel trenler, bu işletmecilik tam olarak hayata geçtiğinde ortadan kaldırılacak. Zaten hızlı tren yol çalışmaları bahanesi ve araya sıkıştırılan “verimsizlik” yalanı ile, bir çok tren seferden kaldırıldı bile. En son olarak, 01 Ocak 2010 tarihinden itibaren Batı Karadeniz bölgesine giden tek yolcu treni de seferden ilelebet kaldırıldı. Bununla yetinilmeyerek, Malatya’ya kadar giden 4 Eylül Mavi Treninin, Kars’a kadar giden 2 yolcu treninden biri olan Erzurum Ekspresinin, İzmir’e kadar giden 3 trenden biri olan 9 Eylül Mavi Treninin seferlerine son verildi.
TCDD Genel Müdürü: “Ulaştırma hakkı Anayasal bir haktır, engellenmez” demişti
TCDD’nin son “D” si olan demiryollarını; yaptığı uygulamalarla, fiilen ortadan kaldıran TCDD yönetimi, atandıkları günden bugüne
kadar, demiryollarını kapatma ve satma işlevinden başka bir işleve sahip olmadılar. Ve yaptıklarını, süsleme ve ÇAKMA “hızlı tren” uygulamalarıyla gölgelediler, gölgelemeye de devam ediyorlar. Aslında hiç teleffuz edilmiyor ama bu uygulamalar; demiryolu taşımacılığına yönelik saldırılardır ve böyle adlandırılmalıdır.
Yeni saldırıların hedefi İstanbul merkezli demiryolu yolcu ve yük taşımacılığı!
13 ocak 2010 tarihinde, Anadolu Ajansı aracılığı ile tek bir ağızdan ortaya çıkan haber, saldırının ürperten boyutunu bir kez daha gösterdi. Yayınlanan habere göre; Demiryollarının can damarı olan İstanbul’un banliyö hatları ile Kocaeli ili sınırları
dahilindeki(Köseköy-Gebze arası) konvansiyonel hatlar 2010 içinde en az 3 yıl süre ile kapatılacak. Bunun anlamı şudur:
Kocaeli(Köseköy)’den başlayıp Halkalı(İtanbul)’ya kadar olan 119 kilometrelik tüm demiryolu hattı komple kapatılacaktır. Böylelikle; tüm banliyö trenleri, tüm konvansiyonel yolcu trenleri(şehirler arası uzun mesafe trenleri), tüm bölgesel trenler(Adapazarı Ekspresi ile Sirkeci’den kalkıp Kapıkule’ye kadar giden bölgesel trenler) ile yük tren taşımacılığına(Derince ve Haydarpaşa liman ile Haydarpaşa feribot bağlantılı) son verilecek!!!
Devlete ait olan Anadolu Ajansı(AA) tarafından yayınlanan habere göre;
“Köseköy-Gebze arasındaki yapım işine, bu yılın ikinci yarısında başlanması planlanıyor. Bu kapsamda, 30 ay içinde, mevcut hat sökülerek, YHT işletmeciliğine uygun yeni hat döşenecek. 30 aylık sürede güzergahta yük ve yolcu taşımacılığı yapılamayacak….
Marmaray Projesi`ni yürüten Demiryollar, Limanlar ve Hava Meydanları İnşaatı(DLH) Genel Müdürlüğü, Gebze-Haydarpaşa arasındaki yapım işleri için bu yılın ikinci yarısında, 24 ay süre ile güzergahı ulaşıma kapatacak. Bu sürede, banliyöler de çalışmayacak. Böylece, Köseköy-Gebze ile Gebze-Haydarpaşa etaplarındaki yapım işleri paralel zamanlarda yapılacak. Her iki güzergahtaki yapım işlerinin tamamlanmasının ardından Ankara-İstanbul YHT Projesi, Gebze`de Marmaray ile entegre edilmiş olacak…”
Şimdi haberin dışında, işin gerçek boyutuna bakalım…
Öncelikle, Anadolu Ajansı’nın Marmaray Projesi ile ilgili haberi doğru değil!. Çünkü projenin tamamen bitmesi, resmi proje belgelerine göre 2 yıl değil, 6 yıl sürüyor. Bu da hatların 6 yıl kapalı kalacağı anlamına geliyor.
Banliyö hattı olarak tabir edilen Gebze-Haydarpaşa ile Sirkeci-Halkalı arası demiryolu hattında günde 150 bin yolcu taşınıyor. Buna ek olarak kapatılacak diğer bir kesim olan Köseköy-Gebze hattı üzerinde yapılan şehirlerarası ve bölgesel tren taşımacılığında ise günde ortalama 30 bin yolcu taşınıyor. Bu durumda, Köseköy-Halkalı arasında, günde 180 bin yolculuk olduğu gerçeği ortaya çıkar. Yani kaderine terk edilecek olan 180.000 yolcu(her gün için) bahsimizin konusu!
Bölge dahilinde, özellikle Kocaeli ve Sakarya’da demiryolu(tren) kullanımı, karayolu toplu taşımacılığına göre bir hayli fazladır. Bir nevi, bu şehirlerin insanının bir parçası olmuştur demiryolları! Ve önemli bir ulaşım ihtiyacımı karşılamaktadır. Zaten Kocaeli-İstanbul yada Sakarya-İstanbul arası çalışan otobüs firması da bir elin parmakları kadardır. İstanbul dahilinde çalışan birçok işçi, trenleri kullanmaktadır. Ayrıca trenler, otobüslere göre yarı yarıya ucuzdur.
Günde 180 bin yolcunun kullandığı, çoğunluğunu işçi ve memurların oluşturduğu bir kitleyi 30 ay ila 6 yıl arasında değişen sürede, demiryolundan mahrum bırakmak kabul edilemezdir. Kaldı ki, inşaat bittiğinde, bu trenler yeniden sefer konulmayacaktır.
2002 yılından önceki yönetimlerde bile, inşaat, yol yenileme vb. gerekçelerle bu hatlar hiç kapatılmamış, artık sayıları yüzü aşan tren iptalleri yapılmamıştır. Yol yenileme çalışmaları yapılması gereklidir ama bu çalışmalar için hiçbir zaman bir hat komple kapatılmamış, insanlar mağdur edilmemiştir. Avrupa’yı örnek aldığını ve teknolojik gelişmeleri takip ettiğini iddia eden TCDD Yönetimi örnek almak istiyorsa, Lonra-Paris arasındaki demiryolu hattının yapım ve onarım çalışmalarını örnek alsın! Bu demiryolu hattında, bırakın aylarları, yılları, bir gün dahi mevcut demiryolu hattı kapatılmamış, hiçbir tren garı yıkılmamış, aksine bu tarihi ve mimari eserler, mimarların harika çalışmaları ile korunmuş, tadil edilmiştir.
Anayasanın ulaşım hakkından bahsedip, trenleri seferden kaldıran, kalanları da sürekli olarak değişik zaman dilimlerinde durduran TCDD yönetiminin, bu çelişkisi, bir yönetim hatası da değildir. Bu bir saldırıdır, 150 yıllık demiryoluna, dünyanın kabul ettiği ve üzerinde önemle durduğu demiryolu taşımacılığına ülkemiz dahilinde yapılan bir saldırıdır. Bu mantık, 1940’lı yılların sonlarında Marshall yardımı ile Türkiye demiryollarının gelişimini durdurup, yok etmeyi hedefleyen mantığın devamıdır. Zaten son yıllarda demiryollarında uygulanan tüm raporlar(Yeniden Yapılandırma Raporu, Canac Raporu) Dünya Bankası tarafından finanse edilmiştir.
İşte, işin gerçek boyutu asıl budur!!! Bahsimiz olan AA haberine göre, hızlı tren hattının Köseköy-Gebze inşaatının etabı için bu ayın sonunda ihaleye çıkılıyor. Şaşırtıcı olmayan bir şekilde, ihale şartnamesi gizli tutulduğu için, şartname detaylarını bilmiyoruz. Ama devletin ajansından çıkan bu haber, önemsenmeli ve satır araları iyi okunmalıdır. Okunmadığı taktirde, Türkiye’nin dört bir yanında kaldırılan trenler gibi, İstanbul merkezli bölgede de tüm trenler kaldırılacaktır.
Klasik yanılgıdan kurtulmak gereklidir. Bu yüzden, “bu kadar insan ne olacak” sorusunun sorulmasından ve “yok ya, kapatmazlar, kaldırmazlar” yanılgısından vazgeçilmelidir. Ses çıkartılmaz ise, karşı durulmaz ise, bu hattaki tüm trenler de kaldırılacaktır. Çünkü Amerikadaki abilerinin sözlerinden çıkmayanlar için, siz değil, abilerinin ne dediği önemlidir. Nasıl ki, “kaldırılmaz, bunca insan ne olacak” soruları ve suskunluğu arasında, sayısı yüze yaklaşan yolcu treni kaldırıldı, bu trenler de kaldırılır! Bu konuda, “yol yapımı için bunlar gerekli, başka çare yok, kapatmak zorundayız” sözlerini duyacaksınız/duydunuz ama sakın bu sözlere aldanmayın. Çünkü bu sözler tamamen yalan!!!
Bu yüzden artık silkinmek ve karşı durmak, “gerekli” değil, zorunludur. Ulaşım konusu, günümüzün en önemli konularından biri olup, kullandığınız ulaşım sistemine vurulacak darbe, sizlerin de hayatını altüst edecektir. Bunun bilinciyle, hesap sorulmalıdır, iş işten geçmeden yanlışın önüne geçilmelidir. Asıl bunun başka çaresi yoktur.!!!
Popularity: 100%

