YASADIŞI OLAN NE ve KİM?

Olay               : İş bırakma

Tarih              : 25 Kasım 2009

Yer                 : Ülkedeki tüm kamu kurumları

Suçlama         : Yasadışı eylem ve iş bırakma

25 Kasım 2009 tarihinde, ülke genelinde yüzbinlerce kamu çalışanın iş bırakması öncesinde başlayan ve sonrasında da devam eden suçlama; “yasadışı eylem yapıldığı” yönündeydi!

Tartışmanın taraflarından olan ve Başbakanlıktan, Valilikler ile kurum genel müdürlüklerine kadar inen, Devletin yürütme erklerinde ortaklaşan iddia; yapılan iş bırakma eyleminin suç olduğu, yasadışı olduğu yönündeydi. Bu konuda önce basın açıklamaları, yazılı açıklamalar yapıldı. Akabinde de, başta TCDD Genel Müdürlüğü olmak üzere, ilgili kurum genel müdürlükleri tarafından çalışanlar hakkında işlem başlatıldı.100_0697

Tartışmanın diğer tarafında ise, çalışanlar ve onları temsilcileri olan sendikalar vardı. Onlara göre ise, yapılan eylem; yasal ve yargı kararları çerçevesinde hukukiliği kanıtlanmış olan, demokratik bir hak arama etkinliği idi. Bu çerçevede, gerek eylem öncesinde, gerekse de sonrasında ortaya birçok yargı kararı sunuldu.

Bahsi geçen kararlar arasında, AİHM kararları, Yargıtay ve Danıştay kararları vardı. Ayrıca Anayasanın 90.maddesi ile bağıtlı olan uluslararası sözleşmeler de tartışmalar dahilinde gündeme getirildi.

Sendikaların ortaya koyduğu kararlara göre, yapılan iş bırakma eylemleri; “sendikal faaliyet kapsamında ele alınarak, idari açıdan suç sayılamayacağı” hüküm altına alınmıştı. Yine aynı şekilde, değişik iş bırakma eylemlerine katılan çalışanlar hakkında, adli yargıda da yüzlerce defa beraat kararı verildiği dile getiriliyordu. Aksi yönde çıkan birkaç karar için ise, bu sefer de AİHM’nin kararlarının varlığından bahsedilerek, adli anlamda da ortada bir suç olmadığı ispatlanıyordu.

Bu ulusal ve uluslararası hukuk kararlarının çıktığı günlerden bugünlere kadar, Türkiye imza attığı uluslararası sözleşmelerden çekilmediği gibi, ulusal anlamda da bu eylemleri “suç” niteliğine sokabilecek bir yasal değişiklik yapmadı.

Bu şartlar dahilinde, yapılan eylemin yasadışı olması beklenemezdi ve beklenmemeliydi. Ancak eylemin başından bugünlere kadar, yasaları yürütmekle ve yargı kararlarını uygulamakla mükellef olan yürütme erki, aksi yönde hareket demiryoluhukuku_logoederek, eylemi yasadışı ilan etti. Hatta daha ileri giderek, mevcut yargı kararlarını da, saptırmaktan geri durmadı. Ve en sonunda da, çalışanları yaptıkları hukuk ve yargı kararlarına uygun eylem için cezalandırmak  üzere harekete geçti.

Bu konuda en öne çıkan kurum ise, TCDD Genel Müdürlüğü oldu. Çünkü bu kurum yönetimi, yaptığı uygulamalarla hukuku çiğnemek açısından sınır tanımayacağını gösterdi. Neydi bunlar diye kısaca hatırlamak gerekirse;

-Önce eylemi engellemek için yargı kararları saptırıldı ve çalışanlar yazılı yolla tehdit edildi.

-Eylemin başarılı olmasını engellemek için, eylem sırasında kurumun mevzuatına aykırı olarak, eksik ve ehliyeti olmayan birkaç personelle trenler sefere çıkartılmak istendi ve bunlar yazılı emir haline getirildi.

bts açıklama-Eylemin üzerinde 11 gün geçtikten sonra, mevzuatla alakasız bir şekilde, sırf cezalandırmak için 16 personel açığa alındı. Olayın zaten açığa alma mevzuatı ile alakasız olduğu da, bizzat yönetim tarafından geçtiğimiz hafta yapılan kurumsal basın açılaması ile itiraf edildi. Çünkü demiryolu yönetimi açıklamasında, personelin suçlu olduğundan bahsediyordu. Yani amaç tahkik etmek, araştırmak değildi, zaten çoktan karar verilmişti.

-Ve en son olarak da, eyleme katıldığını tespit ettiklere personele ülke genelinde tahkikat açıldı, hem de geldiği anlam itibariyle, “yasadışı eyleme katılma” suçlaması” ile!

Bu şartlar dahilinde, “yasadışı olan ne ve kim” sorusu gündeme geldi

Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre, yürütme erki yasaları ve yargı uygulamalamakla mükellefti. İçtihat haline gelmiş yargı kararları karşısında, yargı kararlarını yeniden yeniden tartışmaya açma hakkı yoktu, böyle bir durum yargı kararlarını çiğnemek anlamına gelirdi ki, bunun yasalar açısından karşılığı ise; SUÇ işlemek anlamına geliyordu.

100_0719

Aynı şekilde, T.C. Anayasasının 90.maddesine göre usulünce imza altına alınmış uluslararası sözleşmelerin,  yasalara aykırılığı öne sürülemiyeceği için, bu sözleşmelere imza atan devletler sözleşme hükümlerine uygun davranmak zorundaydı. Ve bu uluslararası sözleşmelerin, çalışanların Grev ve TİS hakkını içerdiğine dair AİHM kararları çıkmış, aksi yönde davranıp, iş bırakma eylemleri nedeniyle çalışanları cezalandıran devletler mahkum edilmişti. Bunların arasında T.C. Devleti de yer alıyordu. Dolayısıyla yasama erki, bu hukuki durum karşısında yasal düzenleme yapmak, yürütme erki de verilen yargı kararlarına uymak zorundaydı. Aksi uygulamalar, yine mevcut yasalara göre SUÇ teşkil ediyordu.

25 kasım 2009 tarihinde yaşananlar, taraflarca yani, çalışanlar ve devlet tarafından “iş bırakma” olarak kabul edildiği için, ortada bu fiilin yasa ve yargı kararları karşısında uygulamasının ne olacağı açıktı. Ulusal ve uluslararası yargı kararları, “iş bırakma fiilini” suç saymadığı ve sendikal faaliyet olarak değerlendirdiği için, yapılacak uygulama, çalışanların bu haklı, yasal ve meşru tepkisine kulak vermekten öte olamazdı ve olmamalıydı. Ama bu mutabakatı bozan taraf, yürütme erki oldu ve yaptığı uygulamalarla yargı karalarını çiğnedi, yani suç işledi. Yani, yasadışı olan ne sorusunun cevabı; “yasal, yargı kararlarına uygun ve meşru olan bir eylemin suç sayılması”, kim sorusunun cevabı ise; “yargı kararlarını hiçe sayarak, hukuki, yasal ve meşru bir eylemi suç sayan İŞVEREN, yani yürütme erki” idi.

Yasaları yapanlar ve yürütmekle yükümlü olanlar

yasalara aykırı davranıyorsa, ne yapılmalı?

keskİşte bu noktada, bahsimiz olan yargı kararlarının çıkmasında tek rol ve başarı sahibi olan KESK’in, yasaların ve yargı kararlarının hiçe sayılması noktasında; “cezalandırma amacıyla açılan” tahkikatları reddetmesi ve bu tahkikatları başlatanlar hakkında yasal yollara başvurması önermesi öne çıkıyor. Geçmiş sicili, eylem kırmaya çalışmaktan/kırmaktan başka bir şey olmayan KAMU-SEN’den, neyle ve hangi hukukla muhatap olduğunu bilmesini beklemek kısa vadede mümkün gözükmüyor ama KESK bu konuda yeterli deneyime ve bilgi birikimine sahiptir.

Bu yüzden, açılan tahkikatlar, klasik cevaplandırmalarla geçiştirilmek yerine, yasa dışı ilan edilmeli, meşru olmadığı kamuyouna duyurulmalı, tahkikatlara karşı, çalışanların ortak hareket etmek suretiyle, bu temelde cevaplar vermesi ve tahkikatları yasa dışı ilan etmesi sağlanmalıdır. Aksi bir yaklaşım, önümüzdeki günlerde olması muhtemel yeni iş bırakmalar açısından da önemli olup, çalışanların öz güveni tazelenmeli, yargı kararlarını ve yasaları hiçe sayanlara da, gerekli ders verilmelidir.

Sonuçta yasadışı eylem yapanlar, çalışanlar değil, yargı kararlarını, başta Anayasanın 90.maddesi olmak üzere ulusal yasaları ve uluslararası hukuku çiğneyenlerdir…

Popularity: 3%