SEYAHAT HÜRRİYETİ ve ULAŞTIRMA HAKKI
“Anayasamızın ‘Yerleşme ve Seyahat Hürriyeti’ başlıklı maddesi; herkesin seyahat hürriyetine sahip olduğu ve bu hürriyetin ancak, suç soruşturma ve kovuşturması sebebiyle ve suç işlenmesini önlemek amacıyla sınırlandırılabileceğini hükm
e bağlamıştır. Ulaşımda demiryollarını tercih edenlerin, Anayasadan kaynaklanan bu haklarını özgürce ve huzur içerisinde kullanabilmeleri bakımından, tüm çalışanlarımıza önemli görevler düşmektedir…”
TCDD Genel Müdürü Süleyman Karaman’a ait olan bu sözler, 23 Kasım 2009 tarihinde yazılan bir yazı ile ortaya çıktı. TCDD Genel Müdürünü, “ulaşım hakkından ve seyahat hürriyetinden” bahsetmeye zorlayan ise, 25 Kasım 2009 tarihinde yapılacak olan GREV ve bu grevi engelleme isteği idi. Genel Müdür, ulaşım hakkının anayasal bir hak olduğunu anca, başka bir hak olan “örgütlenme, demokratik tepki gösterme, grev yapma” hakkını engellemek için hatırlaması manidar olduğu gibi, çok garip bir çelişkiyi bir kez daha ortaya çıkarttı. Çünkü, bu açıklamayı yapan demiryollarının en tepesinde ve işletmecilik konusunda her türlü yetkiye sahip olan kişi idi, yani; TCDD Genel Müdürü…
Yıldırım hızıyla yapılan bu çelişkili açıklamayı okuyan, demiryolları yönetiminin, “ulaşım hakkının Anayasal bir hak olduğundan” bahisle savunucusu olduğunu sanabilir, ancak durum sanıldığı gibi değildir. Çünkü ülkemiz insanının ulaşım hakkınının engellenmesinde, asıl adım atan; demiryolu yönetimidir ve bu yönetimin kararlarıyla birçok yolcu treni seferden kaldırılmıştır. Ve bu zihniyetin, gelecek dönemde, bu hakkın kullanımının engellemesi için adımlar atma yönünde de kararlılığı(!) vardır. Nasıl mı?
Demiryollarında birçok yolcu treni seferden kaldırıldı
-Türkiye’nin 3 büyük kentinden birisi olan İzmir’de 3 yılı aşkın süredir banliyö trenleri çalıştırılmıyor, daha ne kadar süre çalıştırılmayacağı da belli değil!
-9 kişinin hayatını kaybettiği Kütahya’daki tren kazasından sonra Pamukkale Ekspresi süresiz olarak kaldırıldı ve yaklaşık 2 senedir yok! Yani TCDD, artık Denizli, Burdur, Isparta’ya demiryolu yolcu taşımacılığı yapmıyor.
-İzmir bölgesinde, Adana Bölgesinde, Sivas Bölgesinde yakın iller arası çalışan birçok bölgesel yolcu treni kaldırıldı ve geri de konulmadı!
-İstanbul’dan Nusaybin’e(oradan da yurt dışına) kadar giden Toros Ekspresi süresiz olarak kaldırıldı. Yaklaşık 2 senedir de yok!
Bunların haricinde, geçtiğimiz yıl Ankara’daki banliyö trenleri 1 ay süreyle durduruldu, hem de kendinden menkul anlaşılamayan bir gerekçe ile!
Detaya inildiğinde, onlarca yolcu treni ya yalan-yanlış gerekçelerle yada ekonomik olmadığı gerekçesi ile seferden kaldırıldı…
Aynı Genel Müdürlük, önümüzdeki yıl İstanbul’daki banliyö trenlerini Marmaray Projesi gerekçesi ile en az 6 yıl süreyle kapatmaya hazırlanıyor…
Nerede kaldı Seyahat Hürriyeti ve Anayasal Haklar?
Bir vatandaş da çıkıp sormaz mı; “hani, “seyahat hürriyeti” Anayasal bir hak idi? Hani ulaşım, adli gerekçeler olmadığı sürece durdurulamazdı? Ulaşım hakkı Anayasal bir hak deyip, ulaşım hakkını engelleyen olmak nasıl bir çelişkidir? Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?”
Ne kadar garip değil mi, ulaşım hakkını engelleyenlerin, ulaşım hakkından bahsetmesi ve bunu da başka bir hakkın kullanımını engellemek için söyleyip, insanları yanıltmaya çalışması!
Aynı Genel Müdürlük, gerçekten var olan “ulaşım hakkının”, Anayasal bir hak olduğunu, bir daha ağzına alacak mı sizce? Yoksa, Anayasa’daki “seyahat hürriyetini” unutarak, halka, diğer trenleri de seferden kaldırdığını mı duyuracak?
Yorumu ve cevabı sizin….
Popularity: 30%


