Bu da süspantü(görevden uzaklaştırma) açılımı
Başlık sizi yanıltmasın, bahsedeceğimiz konu her yanıyla hukuksuz bir işlemle ilgili…
Bilindiği üzere kamu çalışanları, 25 kasım günü ülke genelinde üretimden gelen güçlerini kullanarak, başta TİS ve GREV hakkı olmak üzere haklarını duyurmak ve ilgilileri uyarmak için 1 gün süreyle çalışmamışlardı.
Bu eylem öncesinde, demiryolu yönetimi akla hayale gelmeyecek işler yapıp, eylemi kırmaya çalışmış ama buna muvaffak olamamışlardı. Bunlar arasında, yargı kararlarının çarpıtılması da vardı. Kamu çalışanlarının iş bırakma eylemlerini “suç teşkil etmeyen demokratik tepki” sayan Danıştay kararları için “böyle bir karar yok” denilirken, adli yargıya yansımış eylem davaları için de, yüzlerce beraat kararı var iken, bir tane Yargıtay’ın BOZMA(!) kararı gerekçe gösterilerek, “eylem yapanlar mahkum oldu” denilmişti. Aslında yargı kararları, tersinden de okusanız, düzünden de okusanız, sonuçları belli olan kararlardır. Ama son yıllarda, iktidarın düşündüğü gibi çıkmayan mahkeme kararları, nasıl “siyasi” olarak karalandı ise, burada da aynısının yapılmak istendiği ortadaydı. Nihayetinde personel, bu tip korkutma amaçlı ifadelere itibar etmeyip, haklarını savunmasını bildi ve eylem genel olarak başarılı oldu.
Tabi çıkmış yargı kararlarını bile, “yok yada böyle yazmıyor” diye çarpıtan bir zihniyetten yeni yeni “açılımlar” beklenmiyor da
değildi. Ve 07 Aralık 2009 tarihinde beklenen oldu. TCDD bünyesinde çalışan 16 personel(çoğunluğu sendika yöneticisi) süspantü edildi(açığa alındı). Böylelikle, moda tabirle, yeni “açılımın” adı da “süspantü açılımı” olmuş oldu.
İşin tuhaf tarafı, eylemin üzerinden 10 gün geçtikten sonra personelin görevden uzaklaştırılmasıydı. Demiryolu tarihinde kolay kolay benzerine rastlanmayacak bir uygulama böylece yapılmış oldu. Burada doğal olarak, “bir personel neden açığa alınır” sorusu ilk akla gelen soru oldu…
Görevden uzaklaştırmanın mevzuattaki yeri
Konuyla ilgili mevzuatlardan olan TCDD Personel Yönetmeliğinde konu aşağıdaki gibi açıklanırken;
“GÖREVDEN UZAKLAŞTIRMAYI GEREKTİREN HALLER
Madde 133- Görevden uzaklaştırmayı;
a) Teftiş ve soruşturma sırasında suç delilleri henüz elde edilmemiş olmakla beraber, işbaşında kalmasının soruşturmayı güçleştireceği kanaatine varılan,
b) Teftiş neticesinde gizli veya açık zimmet ve ihtilası veya işlemlerinde önemli yolsuzluğu görülen veyahut para ve para hükmündeki kağıtlar ile ayniyat, defter ve belgeleri göstermeyen ve bunlarla ilgili soruları cevaplamaktan kaçınan,
c) İşyerlerinde kişilere ve mallara karşı ağır zararda bulunacağına karşı hakkında kuvvetli kanıya varılan,
d) Haklı bir özürü olmadığı halde verilen herhangi bir görevi kabul ve yerine getirmeyerek, işi durduran veya görevlerine devamlarında sakınca görülen, personele uygulanır.”
Diğer bir mevzuat olan 399 sayılı KHK ya göre ise;
“Uygulanacağı Haller
Madde 53 – (İptal: Ana.Mah.’nin 4/4/1991 tarih ve E.1990/12, K.1991/7 sayılı Kararıyla; yeniden düzenleme: 5/2/1992 – 3771/16 md.) Görevden uzaklaştırma, sözleşmeli personel tarafından:
a) Teşebbüs ve bağlı ortaklığın; paraları, para hükmündeki evrak ve senetleri ile diğer mevcutlarına karşı veya bilanço, tutanak, rapor ve benzeri hertürlü belge ve defterler üzerinde suç işlenmesi,
b) Kasayı, ambarları saydırmaktan, para, para hükmündeki evrak, senet veya ayniyat veya bunların kayıt ve hesaplarını göstermekten veya sorulan sorulara kanuni bir sebep olmaksızın cevap vermekten kaçınılması,
c) Teftiş veya soruşturmanın güçlendirilmesi,
d) Sözleşmeli personel hakkında cezai kovuşturma yapılması,
e) İş yerinde kişilere veya mallara karşı ağır zarar ika edileceği hakkında kuvvetli emarelerin bulunması, hallerinde uygulanır.”
Şeklinde amir kılınmıştır.
Yürürlükte olan mevzuat bu şekilde… Bu durum dahilinde TCDD personelinin büyük çoğunluğu 399 sayılı KHK’ya tabi personel olduğu ve ilgili KHK’da da konuyla ilgili “açık hüküm olduğu” için, doğal olarak bu KHK’ya göre işlem yapılması gerekiyordu. Ancak, işin aslının bu olmadığı, TCDD Teftiş Kurulu Başkanlığının “görevden uzaklaştırma” emriyle ortaya çıktı. Açığa alınan 16 personel, TCDD Personel Yönetmeliğinin 133/d maddesi gereğince açığa alınmış!!! Ancak, hem direkt ilgisi olmayan bir mevzuat maddesi uygulandığı gibi, hem de kanun hükmünde kararnamede böyle bir fıkra dahi yoktu! Yani iş, başından kural dışı hale geldi!
İşin bu kural dışılığı ve hukuksuzluğu bir kenara, açıktan alma işleminin TCDD Personel Yönetmeliğinin 133/d bendine göre
yapılması doğru kabul edilse bile, ilgili fıkra; devam eden bir görevin yerine getirilmemesi(bu anlık yada bir günlük mesai olarak kabul edilmelidir) yada personelin sakıncalı görülmesi durumunda uygulanması gereken bir fıkra! Ki bu durumun birebir eylemle hiçbir alakası olmadığı gibi, eylemin üzerinden 10 gün geçtikten sonra bu işlemin yapılması, işin tuhaflığını ve hukuksuzluğunu kat kat artırmıştır.
Bu yazıyı okuyorsanız, yapılan açığa almaların hiçbirinin mevzuat tanımlamalarına girmediğini görmüşsünüzdür. Tabi kimse, bu garip uygulamanın arkasında ne yattığını bilemeyecek kadar eksik yada özürlü değil! Amaç belli; korkutmak, yıldırmak, baskı kurmak. Bir nebze de olsun, kıramadıkları eylemin rövanşını almak…
Hani sendikal mücadele de yeni başlamış değil ki, personel bundan etkilensin. Personel haklarına yabancı olsun… Herkes artık alışmış bu kural dışı uygulamalara ama, bir aması var ki, işte bu alışkanlık götüren cinsten değil, o da; “mevcut yasa ve yönetmelikler ile yargı kararlarının çiğnenmesi…” Kimsenin bunlara alışmaya niyeti yok, olamaz da!
Bir ülkenin Başbakanının, kendi elinde bulunan yasama yetkisine rağmen, yaptığı yasaları uygulamaması yada çiğnemesi durumunda, yargı organları aleyhinde karar verince, “siyasi karar” demesi birilerine güç verse bile, bu tip uygulamalar kabul edilemezdir, edilmemelidir de!
Aslında demiryollarında yapılan bu uygulama, “açılımlar ülkesinde” açılımlarla kastın ne olduğunun güzel bir kanıtıdır aynı zamanda… “Yasalar emekçilerin, halkın lehinedir, değildir” tartışması bir kenara, mevcut yasalar bile yasama organlarında görev alanlarca ve onların atadıkları yürütme erklerince çiğneniyorsa, “bizler için, bizlerin geleceği için nelerin açıldığı” bir kez daha tüm çıplaklığıyla görülebilir. Bu durum, -yer yer Atatürkçü olduğunu söyleyenler tarafından kabul edilmese bile-, Atatürk’ün meşhur Bursa Nutkundaki bazı yerleri ve yönlendirmeleri de hatırlatmıyor değil! “Acaba, Atatürk’ün fiiliyat ve meşruluk üzerine önermelerini mi uygulasak” sorusunu sorduruyor!
Sonuçta, ortada yeni bir açılım vardır ve görmek isteyenler için, alın size bu da demiryolu yönetiminin “süspantü açılımı”…
Popularity: 5%

