BAŞ DÖNDÜREN HIZIYLA E-DEVLET YANILGISI…
E-devlet, Bilgi Edinme Kanunu vs. derken, hayatımıza “şeffaf devlet” diye bir kavramı zorla soktular. Zorla soktular çünkü kimsenin bu kavramın gerçek olup olmadığını sorgulama şansı bile olmadı…
Eskiden bir dilekçenize bile günlerce cevap beklerken, dilekçenizin akibetini örenmek için kayıt numarasına bile ulaşamaz iken, şimdi TEKNİK ANLAMDA böyle bir sıkıntı yok gibi görünüyor. E-devlet ortamında dilekçelerinizin nerede olduğunu takip edebiliyorsunuz. Dışarıdan baktığınızda, ilk bakışta bunlar var ama iş, sürecin içine girenler için hiç de sanıldığı gibi işlemiyor ve sonuçlanmıyor.
Bir konuda dilekçe veriyorsunuz, dilekçenizin e-devlet hızında ordan oraya gezdirilişini internet ortamından takip ederken, kafanızda öyle bir yanılgı oluşuyor ki, “dilekçeniz gerçekten inceleniyor” sanıyorsunuz. Hele ki, verdiğiniz dilekçe bir şikayet dilekçesi ise, şikayet ettiğiniz konuda gerçekten bir şey yapılacak sanıyorsunuz. İşte bu noktada cidden yanılıyorsunuz. Kafa döndüren e-devlet hızı, bu hızın içinde önce kendi çarklarını korumaya alıyor. Hızla koruma kabuğu oluşuyor ve size en sonunda bir cevap geliyor;
-Dosya işlemden kaldırılmıştır
-Yapılan incelemede şikayet konusunda suç(idari/adli) unsuruna rastlanamamıştır.
-Bu konuda daha önce cevap verildiği için, yeniden işlem yapılmaya gerek görülmemiştir.
-Vs. vs. vs….
Yani e-devlet bir bakmışınız, korumacı “e-bürokratik devlet” olmuş! Ve korunan da, mağdur değil, mağduriyet yaratanlar olmuş. Siz yoksa hala, “bu ülkede sadece milletvekillerinin dokunulmazlığı mı var sanıyorsunuz?”. Böyle sanıyorsanız, o zaman e-devlet sizin de başınızı döndürmüş demektir. İşin kafa döndüren ve suçlu sandığınızın(siz bu durumda “sanan” kısmına geçiyorsunuz) haklı çıkartılış öyküsünden bir örneğini sunacağız bugün sizlere…
Konu : Tarihi eserlerin kasıtlı olarak zarar görmesine neden olmak
Suçlanan :Tarihi eserlerin korunmasından birinci derecede sorumlu olan koruma kurulu müdürü
Suç iddiası :Koruma kurulunun kullandığı tarihi binaya kurul müdürlüğünce zarar verilmesi
Başvuru makamları :Koruma Yüksek Kurulundan Başbakanlığa kadar bir çok makam. Ayrıca il bazında Valilik makamı…
Hikayemiz, mülkiyeti TCDD’ye ait olan tarihi ve tescilli eski İzmit Gar binasında başlıyor….
İzmit şehir içi demiryolu geçişinin sahil tarafına alınmasıyla, depremde sadece “sonradan yapılma” çatısı hasar gören gar binası devre dışı bırakılarak(!), hemen yanına 2.bir gar binası yapılmıştı. Bu gar binası hizmete girince, eski tarihi gar binası, hangi hukuki gerekçe ile yapıldığı bugün dahi anlaşılamayan bir gerekçeyle, 15 yıllığına Kocaeli İl özel İdaresine, oradan da ana binası koruma kurulu müdürlüğüne, ambar binası olarak bilenen bina da özel bir şirkete restoran olarak tahsis edilmişti. Bu tahsisler yapıldıktan ve ilgili şirket ile koruma kurulunun yerleşmesinden bir süre sonra binalarda bazı gariplikler görülmeye başlandı.
Binalar zaten, bir çatı için orjinalinden farklı olarak tadil edilirken, bu da yetmezmiş gibi, hem restoran işletmesi yapan şirket, hem de koruma kurulu müdürlüğü, binaların orjinalinde olmayan eklentiler yaratmaya başladılar. İşin şaşırtıcı ve traji-komik tarafı ise, koruma kurulunun da, “tarihi koruma konusunda karar verici olma” adına yaptığı, kurala aykırı uygulamalardı.
Doğal bir sonuç olmaması gerekir ama artık olmuştu ki, koruma kurulu müdürlüğü burnunun dibindeki tarihi binada, özel bir şirket tarafından yapılan değişikleri ve verilen hasarı görmezden geliyordu. Çünkü kurul müdürlüğü de, kendi kullandığı binaya hasar vermekten geri durmuyordu.
İşte bu durum karşısında yapılan başvuru üzerine, hikayemizin ana konusunu oluşturan e-devlet hızındaki tartışmalar başladı.
İlk önce, Müzeler Genel Müdürlüğüne bağlı Koruma Yüksek Kurulu Başkanlığına şikayette bulunuldu. Tam da bu noktada, yani daha işin en başında, iş birden karmaşık hale geldi. Çünkü şikayeti alan başkanlık inceleme başlatması gerekirken, dilekçeyi, hakkında şikayet yapılan kurul müdürüne geri gönderdi ve incelemeyi ondan yapmasını istedi. Yani suçlama ile ilgili hükmü, suçlamaya muhatap kişinin vermesi istendi.
Siz hiç, kendisi hakkında işlem başlatan ve kendini yargılayıp suçlu gösteren bir idari müdür(yada herhangi bir bürokrat) gördünüz mü? Ne yalan söyleyelim, biz görmedik. Neyse ki konu, Kurul gündemine gelinde, kurul üyeleri, şikayete konu değişikliklerin kaldırılmasına karar verdiler. Onlar ne kadar kuralına uygun davransalar da, kurul kararlarının uygulanmasını sağlayacak olan da kurul müdürü olduğu için, aradan geçen süre içinde bir değişiklik olmadı. Kurul Müdürlüğü, kullandığı tarihi binaya(eski gar binası) yasa dışı şekilde kondurduğu klima ünitesini, 2 metre aşağıya alarak, klimayı “güya saklamaktan” başka bir şey yapmazken, yanıbaşında restoran işletmesi yapan şirket, ne kuruldan gelen yazıyı, ne de Valilikten gelen yazıyı ciddiye alan bir uygulama içine girdi.
Bunlar yaşanırken, konu Kültür ve Turizm Bakanlığına gitmiş, bu sefer hem Kocaeli Koruma Kurulu Müdürü, hem de bu kişi hakkında işlem yapmayan Müzeler Genel Müdürlüğü yetkilileri hakkında işlem başlatılması istenmişti. Bu ülkenin yasalarına “galiba tabi olmayan” Bakanlık, başvuruya yasal süre içinde ve sonrasında hiç cevap vermedi. Bunun üzerine konu en üst makama yani Başbakanlığa taşındı. Artık şikayet kapsamı iyice genişlemiş, olayda sorumsuzluk gösteren tüm birimler şikayet konusu olmuştu.
Başbakanlıktan gelen yazılı cevap, e-devlet hızının baş döndürecek trafiğinin başladığı yönündeydi. Ve bakın sonra ne oldu:
Dilekçe Bakanlığa, Bakanlıktan müzeler genel müdürlüğüne, müzeler genel müdürlüğünden 3 ayrı başkanlık olan tespit ve emlak işleri dairesi, kurullar dairesi, restorasyon ve yapı işleri dairesi başkanlıklarına, tespit ve emlak dairesi başkanlığından tespit şube müdürlüğüne, buradan tekrar daire başkanlığına, tespit emlak dairesi başkanlığından restorasyon ve yapı işleri dairesi ile kurullar dairesi başkanlıklarına, kurullar dairesi başkanlığından koruma şube müdürlüğüne, restorasyon ve yapı işleri dairesinden müzeler genel müdürlüğüne gönderildi. Bu baş döndürücü trafiğin tamamlanma süresi ise, yaklaşık 45 gün.
Watergate skandalında bile evraklar bu kadar gezmemiştir herhalde demek geçebilir içinizden ve bu kadar e-trafikten sonra Kocaeli Koruma Kurul Müdürünün sonunun hiç de iyi olmayacağını düşünebilirsiniz ancak bu, sadece bir yanılgı! Bu yanılgıyı yaratan da, işte bu yazışma trafiği! Bu trafik, “acaba şikayet hakkında işlem başlatıldı mı, sonuç ne oldu” sorularını beraberinde getiriyor, sizi iyi niyetli düşünmeye sevk ediyordu. Taki, kendisi de şikayete konu olan Müzeler Genel Müdürlüğünün elinize tutuşturulan mektubuna kadar! Çünkü mektupta hayal ettiğiniz hiçbir şey yazmıyordu. Sadece e-devlet kalitesinde bir cevap;
“Genel müdürlüğümüzce yasal çerçevede gereği yapılmış olup, eksik yada yanlış bir uygulama söz konusu değildir”
Ne oldu onca yazışma, ne oldu onca delil ve belge. Ne oldu tarihi binaya verilen zarar. Ne oldu bu zararın ortadan kaldırılması için verilen Valilik emrine riayet etmeyenler… Aşk bitti, yapı paydos, BİTTİ işte. Koruma Kurulu Müdürüne korunma yolları, size kurşunlar… Alın size, nur topu gibi bir çocuğunuz var artık: “e-devlet!” e-devlet, sadece siyaseten atanan devlet bürokratlarına e, vatandaşa ise sadece z. (z)urnanın zırt dediği yer yani. Herşey bu kadar basit işte! İnsanın, organize işler filmindeki replik gibi;
“eeeeee(e)-devlet; araba nerde, para nerde, araba nerde, para nerde, araba nerde, para nerde, araba nerde….” diyesi gelmiyor mu sizce?
Popularity: 2%

